Bizimle iletişime geçin

Eğlence

Haluk Levent sözünü tuttu! Yardımsever kişinin evine gidip yemek hazırladı

Yayınlama

-

Haluk Levent sözünü tuttu! Yardımsever kişinin evine gidip yemek hazırladı.

Kurucusu olduğu AHBAP Derneği’yle sayısız sosyal sorumluluk projesini hayata geçiren ve çok sayıda kişiye yardım ulaştıran sanatçı Haluk Levent son olarak küçük bir kızın ihtiyacı olan özel bir tekerlekli sandalye için harekete geçti. Özel yapım tekerlekli sandalyeyi alan yardımsever kişinin evinde yemek yapıp konser vereceğini söyleyen Haluk Levent sözünü tuttu. Ünlü sanatçı o anları sosyal medya hesabından paylaştı.

Haluk Levent, Surenur isimli kızın ihtiyacı olan özel tekerlekli sandalyeyi alan kişinin evinde konser vereceğini ve yemek yapacağını açıklamıştı. Küçük kızın ihtiyacı olan özel tekerlekli sandalye kısa süre içinde bir yardımsever tarafından temin edildi.

Tekerlekli sandalyeyi alan kişiye teşekkür eden Haluk Levent verdiği sözünü tuttu. Evde yemek yaptığı anları Instagram’dan paylaşan Haluk Levent, ‘Surenur’a ihtiyacı olan özel aracı satın alan Erkut arkadaşımıza söz verdiğim gibi konuk oldum. Ona peynirli biberli kıvırcık makarna , tablacı çoban salatası ve süzme yoğurttan ayran yaptım’ notunu yazdı.

Türkiye’nin, Ebedi Başkomutanı Mustafa Kemal Atatürk

Okumaya Devam Et
Reklam
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eğlence

Sözcü yazarı Yılmaz Özdil, Çanakkale Zaferi’ni anma programlarını eleştirdi.

Yayınlama

-

Yazan:

Yılmaz Özdil: Çanakkale Savaşı aslında o tarihte kazanılmadı

Sözcü yazarı Yılmaz Özdil, Çanakkale Zaferi’ni anma programlarını eleştirdi.

Yılmaz Özdil, bugünkü yazısında, “Çanakkale Zaferi dan dunla değil…
Analitik zekayla, entelektüel birikimle kazanıldı.” dedi.

İŞTE ÖZDİL’İN YAZISI:

Çanakkale Savaşı, zannedildiği gibi 1915’te başlayıp 1916’da kazanılmadı. Aslında üç yıl önce 1913’te kazanıldı.

Çünkü…

Mustafa Kemal, Trablusgarp’tan yeni dönmüştü, askeri ataşe olarak Sofya’ya gitmeden önce Çanakkale Boğazı’na atandı.

Kader adeta onu buraya getirmişti… O günlerde henüz kendisi de farkında değildi ama, üç yıl sonra tarihin akışını değiştireceği Çanakkale’yi üç yıl önceden inceleme fırsatı yakalamıştı.

Üç bin yıl önce Truva Savaşı’nın yaşandığı yerleri karış karış dolaştı.
Kitap merakı sayesinde klasik literatüre hakimdi.
İlyada’yı okumuştu.
Homeros’un mitolojik destanındaki yer tariflerini keşfetmeye çalıştı.
Karadan ve denizden saldırı noktalarının o günkü konumlarıyla bugünkü şartlarını harita üzerinde karşılaştırdı, krokiler çizdi.

Milattan önce 334 yılında Asya seferine çıkan Büyük İskender, 35 bin kişilik ordusunu Çanakkale Boğazı’ndan geçirmişti.
O geçiş güzergahını adım adım inceledi.
Boğazı tekneyle geçti, Büyük İskender’in Anadolu topraklarına ayak bastığı yerden karaya çıktı, neden o noktanın seçilmiş olabileceğine dair coğrafi notlar tuttu.

Herodot okumuştu.
Yıllar yıllar sonra “300 Spartalı” filmine konu olacak Termofil Savaşı’ndan haberdardı.
Tıpkı Homeros’un izini sürdüğü gibi, Herodot’un anlattığı yer tariflerini de keşfetmeye çalıştı.
Milattan önce 480 yılında Yunan topraklarını istila etmek için gelen Pers kralı Kserkes’in 50 bin kişilik devasa ordusuyla Anadolu tarafından Avrupa tarafına geçtiği noktayı inceledi, notlar tuttu.

Yine böyle bir Mart günü, Truva antik kentine geldi.
Saatlerce gezdi, düşündü, krokiler çizdi.
Achilles’in mezarı olarak bilinen tümülüsü ziyaret etti.

(Tıpkı Mustafa Kemal gibi, Fatih Sultan Mehmet de Homeros’un İlyada’sından etkilenmişti. Kalkıp Truva’ya gitmişti. Yanından ayırmadığı vakanivüsü Kritovulos’ın notlarından biliyoruz, Truva’nın kalıntılarını gezmişti, Achilles’in Hektor’un mezarları hakkında bilgi almıştı, kahramanlıklarını saygıyla anmıştı. Truva’nın coğrafi konumunu, denizle-karayla ilişkisinin stratejik yararlarını irdelemişti. Papa II. Pius’a yazdığı mektuptan anlıyoruz ki, İstanbul’un fethini Truva’nın rövanşı olarak görüyordu.)

Bugün artık gayet net şekilde biliniyor ki, İngiliz genelkurmayı da aynı metodu uygulamıştı, Çanakkale Savaşı hazırlıkları sırasında bölgenin antik tarihi üzerine araştırmalar yapmışlardı, Truva dönemine ait antik çağ haritalarından faydalanmışlardı.

Truva Savaşı’nda lojistik üs olarak kullanılan Bozcaada, Gökçeada ve Limni adaları, Çanakkale Savaşı’nda da İngilizler tarafından lojistik üs olarak kullanıldı.

Truva Savaşı’nda Beşige koyu’na şaşırtma amaçlı sahte çıkarma yapılmıştı, İngilizler aynısını Çanakkale Savaşı’nda yaptı.

Truva Savaşı’ndaki efsane Truva Atı’nı bilmeyen yoktur…
Çanakkale Savaşı’nda Truva Atı hilesi bile kullanıldı.
Kurnaz İngiliz kurmayları, donanmanın kömür ihtiyacını karşılayan 105 metre uzunluğundaki River Clyde isimli kömür şilebini, modifiye ederek çıkarma gemisine dönüştürmüştü. Dışardan bakıldığında eski püskü kömür şilebi görüntüsüydeydi, güvertesinde askeri teçhizat veya herhangi bir kişi görünmüyordu, halbuki, ambarları hınca hınç asker doldurulmuştu. Dümeni kilitlenip yanlışlıkla savrulmuş gibi karaya oturacak, vurulmaya değer hedef olarak görülmeyecek, hava kararınca içindeki iki bin asker karaya çıkacak, ilk savunma hattımızı delecek, arkadan gelecek olanlara gedik açacaktı. Beceremediler.

Truva’yla Çanakkale’nin üç bin yıllık hesaplaşma olduğunun bir başka çok önemli göstergesi, Agamemnon’du.
Britanya donanmasının en güçlü savaş gemilerinden birinin adı, Agamemnon’du… Agamemnon, Truva’yı yıkmaya gelen Akha ordusunun başkomutanının adıydı!
Osmanlı’nın ölüm fermanı anlamına gelen Mondros Mütarekesi’nin, başka yer yokmuş gibi, Agamemnon zırhlısının güvertesinde imzalanması da, elbette tesadüf değildi.

Fatih Sultan Mehmet’in muhteşem isabetli tespiti gibi, İstanbul’un fethi, Truva Savaşı’nın rövanşıydı.
Üç bin yıl sonra Çanakkale’yi geçmeye çalışanlar, Truva’nın rövanşını kaybedenlerdi.
Çanakkale Savaşı, tıpkı Truva Savaşı gibi, doğu ile batı’nın, Avrupa’yla Anadolu’nun mücadelesiydi.

Ve işte 1915…
Üç yıl önce Truva’nın stratejik planlarını bizzat yerinde inceleyen, ölçüp biçen Mustafa Kemal, üç yıl sonra yeniden Çanakkale’deydi.
Ne yapacağını, neler yapması gerektiğini kafasında çoktan kurgulamıştı.

Anafartalar…
Savaşın kırılma noktasında yeralan iki köyümüzün ortak adıydı.
Küçük Anafarta köyü.
Büyük Anafarta köyü.
Anafarta kelimesi, yerel ağızda “rüzgara karşı, çok rüzgar alan yer” manasına geliyordu.

Anafartalar Kahramanı’nın emperyalizm rüzgarına karşı durduğu yer, coğrafyanın sözlük anlamına da cuk oturuyordu.

Özetle.
Çanakkale Zaferi dan dunla değil…
Analitik zekayla, entelektüel birikimle kazanıldı.

E şimdi bakıyoruz 18 Mart’ı anma müsamerelerine…
Truva, İskender, Heredot filan, hak getire.
Çanakkale’yi idrak edebilmeleri mümkün mü bu cehaletle?

Okumaya Devam Et

Dünya

Metroya binmek için makyaj silme şartı! İnanılmaz

Yayınlama

-

Yazan:

Çin’de bir metro yetkilisi, yolculuk yapan bir kadını ‘gotik’ tarzda yaptığı makyaj ve giydiği kıyafetler nedeniyle durdurarak yolculuğuna devam edebilmesi için makyajını silmesi gerektiğini söyledi. Yetkilinin kadının makyajını ‘problemli ve gerçekten korkunç’ olarak nitelendirmesi ise ‘Çinli gotikler’ tarafından tepkiyle karşılandı.

 

Çin’in sosyal medya uygulaması Weibo’da paylaşılmasının ardından duyulan olaya göre, ismi verilmeyen bir kadın, gotik tarzı nedeniyle metro yolculuğunun engellenmeye çalışıldığını iddia etti. Kadın ayrıca, yetkililerin yolculuğa devam edebilmesi için kendisine makyajını silme şartı koştuğunu söyledi.

Gotik kadın, yaşadıklarını anlattığı paylaşımında “Kadın bir güvenlik görevlisi müdürünü çağırdı ve benim makyajımın ‘problemli ve gerçekten korkunç’ olduğunu söyleyerek metrodan inmemi istedi” ifadelerini kullandı. Yetkililer tarafından kadına ayrıca ‘makyajının diğer yolcuları rahatsız edeceği’ uyarısında bulunduğu da öğrenildi.

‘HANGİ YASALAR SİZE BENİ DURDURMA HAKKI VERİYOR?’

Yaşanan olaya karşı tepkili olan kadın, “Bir Çin vatandaşı olarak, bu nispeten halka açık platformu yetkililere meydan okumak için kullanmayı umuyorum: Hangi yasalar size beni durdurma ve zamanımı boşa harcama hakkı veriyor?” dedi.

Kendisinin durdurulmasına ilişkin herhangi bir yasanın bulunmadığını söyleyen kadın ayrıca “Metro istasyonuna asılacak ‘Gotik lolita kıyafetleri giyen insanların metroya binmesine izin verilmez’ yazılı bir pankartın parasını ödemeye razıyım” ifadelerini kullandı.

Kadının bu paylaşımının ardından ise çok sayıda ‘Gotik Çinli’, ‘#ASelfieForTheGuangzhouMetro’ etiketiyle paylaştıkları ‘gotik selfie’leri ile kadına destek verdi.

METRO ÖZÜR DİLEDİ

Guangzhou metrosu ise, yaşanan olaydan ötürü özür dilediğini ve ilgili personelin görevden alındığını açıklasa da, bu durum Çinli gotiklerin öfkesini dindirmeye yetmedi. Sosyal medyada 5 binden fazla insan, Japonya’da popüler olan ve Çin’de de yeni yeni yayılmaya başlayan gotik tarzda fotoğraflarını paylaştı.

İnternet ortamında olaya ilişkin yorum yapan kullanıcılardan biri, “Guangzhou halkı için üzgünüm, bazen ben de böyle dışarı çıkarım” derken, bir diğeri ise tepkisini “Sizin gariplik olarak gördüğünüz şeyi ben özgürlük olarak görüyorum” ifadeleriyle paylaştı.

Okumaya Devam Et

Eğlence

Erdoğan ağlayan Emirhan’ı sahneye davet etti! ‘Beni de ağlatacaksınız!’

Yayınlama

-

Yazan:

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kocaeli mitinginde kendisi için ağlayan 13 yaşındaki Emirhan Soydan’ı sahneye davet etti. Erdoğan’a Emirhan’a sarılarak kendisinin birazdan ağlayacağını söyledi.

 

Kocaeli 15 Temmuz Demokrasi ve Şehitler Meydanı’nda halka hitap eden Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Kocaeli bizi hiç mahcup etmedi, bizi yalnız bırakmadı, 10 Haziran’da yine burada Milli İrade Meydanında bize verdiği sözü yerine getirdi. 24 Haziran’da da Kocaeli kalkınma, huzur, istikrar dedi. Yüzde 48 ile AK Parti’yi ilimizde birinci yaptınız. Yüzde 60 ile Cumhurun İttifakını açık ara ile ilimizde lider yaptınız. Bize inandınız, güvendiniz, bize 5 yıl daha hizmet etme imkanı tanıdınız. Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi ile Türk demokrasinin gücüne güç kattınız. Aynı tavrı 31 Mart’ta da bekliyorum, yine rekor bekliyorum. Kocaeli’nden yine bir zafer bekliyorum. Sizlerden Dünya’nın öbür ucundaki Müslüman düşmanlarına hadlerini bildirecek sonuç bekliyorum. Bizans artıklarına okkalı bir Osmanlı tokadı indirmenizi istiyorum. DEAŞ’ından, PKK’sına ülkemizi hedef alan şer şebekelerinin heveslerini kursaklarında bırakmanızı istiyorum” dedi.

AĞLAYAN EMİRHAN’I SAHNEYE DAVET ETTİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşması sırasında ağlayan 13 yaşındaki Emirhan Soydan’ı sahneye davet etti. En ön sıralardan Erdoğan’ın konuşma yaptığı sahneye çıkan Emirhan gözyaşları içinde Cumhurbaşkanına sarıldı.

“BENİ DE AĞLATACAKSINIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan Emirhan’a “Niye ağlıyorsun” diye sordu. Erdoğan, “Beni çok seviyormuş. Aşığım sana diyor. Emirhan’ı ağlattınız biraz sonra beni de ağlatacaksınız” dedi.

(İHA)

Okumaya Devam Et

Sponsor

Reklam

Haftanın Trendleri